Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yirmi sekiz yıl

From Evernote:Yirmi sekiz yılHayatım bu evde gecti, onun dört duvarları arasında büyüdüm ben. Şimdi ondan ayrılıyorum, bundan dokuz yıl önce aslında ben ondan ayrılmıştım ama biliyordum o burada, beni ne olursa olsun muhakkak bekleyecek olan, sebep sormadan kapılarını acacak olandı o... Şimdi sadece adresi değişiyor evim gene beni bekliyor olacak. Bu ev öyle bir evki sadece dört duvar değil, bu ev hayata gözlerimizi açtığımız ve onun tatlarına vardığımız bir yer. Bu evde büyüdük, bu evde emekledik ve hayata karşı ilk kez bu evde ayaklarımızın üzerinde dim dik durduk. Duvarları arasında koştum, kafamı yardım ve kızgın davul fırının üzerine oturdum. Bu evde mutluluklarımı ve hayatımın en acı anlarını yaşadım. Duyguların en uç noktalarını onun duvarları arasında yaşadım. Yeri geldi kucaklara çıktım yeri geldi kardeşim için emekledim ve onu sırtımda taşıdım. Durmadan tartışdık onunla bu duvarlar arasında ama sadece bu duvarlar arasında. Yeri geldi ben onu kızdırdım ve kızgınlığın ürünü ol…

gençlik kötülüğün mazereti değil…

Resim
bir insan bir kötülük bir aptallık yapınca hemen cümleyi yapıştırıyoruz “amaan genç o!” . insan 7 sinde neyse 70 inde de aynısıdır. genç iken adam olmayan yaşlanıncada adam olmuyo… adam gibi yaşlılara bakın buyuk ihtimalle 15 inde de adam akıllı insanlardı. onlara büyümüş de küçülmüş derlerdi. insanın olgunlaşması yaşla alakalı değil. yaşlandıkca olgunlaşmıyorsun. yaşadıklarınla adam oluyorsun! özümsediklerinle olgunlaşıyorsun, o yuzden yıllar geçtikçe bircok şey öğreniyoruz ama bunları yorumlayıp özümleyenler olgun insan oluyo. kalbiniz olgunluğunuzun yerleşkesi, beyniniz sadece yaşadıklarınızı hafızada tutuyor, olayları yorumlayan ve özümseyen kalbiniz... kalp değişmez ve o'na yazılan silinmez...

yaşlanmış ama sadece hayatı görmüş, yaşamını sadece izlemiş kişiler olgunmudur sizce!

al sana anlam!

Resim
geçmişte sıklıkla yaptığım ama şimdi bunu hayata geçirkem için zaman bile kollamadığım bir "zamanı dondurma" faaliyetinde, yakaladığım bir kare...

o gun sadece elime Zenitimi almıştım ve kolej tarafından ulusa doğru koyulmuştum yola. ankara her zaman std bir şehir değildir. burada yaşamayan insanlar, burayı karanlık ve sıradan bir şehir olarak adlandırır. işin içine girince değişiyor. her sokagında, her insanında ayrı bir hikaye barındırıyor burası...

yanından geçtiğiniz sokagın aslında sizin için ne kadarda önemli bir hal alabileceğini kestiremezsiniz... burada işler ağır işler ama etkisi çok fena olur. bu mekan mesela; Eşimin çalıştığı yer... ben bu fotoğrafı o buraya atanmadan bir bucuk yıl önce çekmişim... aslında fotoğraf ve anlam acısından pek bir özelliği olmayan bu kare yıllar sonra bana dedi ki "al sana anlam!".

ikinci adam

Resim
perdenin arkasındaki adam... güce tapmak yerine güç olan adam... vermeden almaz, alır verir... özetlerle işi yoktur, o özeti yapar ve insanların yararlanması için işleri kolaylaştırır... dünyayı yönetenlerdir aslında perdenin arkasındakiler. kararların verilmesinde ki yolları belirleyen gene onlardır.  ikinci adam olmak zordur. sorumluluk almazsınız, aldırtırsınız ama tum işleri bilirsiniz ve karar verilmesinde etkin rol oynarsınız. ikincilik güzeldir. hayatta kimse sizi görmez birinci ön plandadır. sizi birtek birinci bilse yeter size... ben hayatımda hiç birinci adam olmak istemedim, içimdeki amele ruhu her zaman taşların altına elimi koymamı söyledi... iki adım geride durmam öğretildi bana hayat tarafından ki detayları fark edebileyim... hayatın en farklı hazları işte o detaylarda... aslına ruh veren işte o detaylar... ilerleyen zamanda ise işte fotoğraftaki gibi elime kitabımı alacağım ve hayatı bu sefer 3-4 adım geriden izleyeceğim... bu sayede şuan rahatım ve hayatımın kontrolu ell…

Hayat ne garip...

Hayat ne garip...
Yaşamımda belirli olgulara sahip biri olarak yasamayı hedeflemiştim. Şimdi ise bu hedeflere ulaşabilecek potansiyele sahibim. Hayatımın bundan sonraki evresini beraber geçireceğim insan ile aldığım kararları, planları ve kurduğum hayalleri hayata geçirebilecek kudrete sahibim... Onun nefesini tenimde hissetmek benim için hayata dört kolla sarılma sebebi. Bakışları, dokunuşları ve sesleri benim hayatımın anahtarları.
Çok asık biri olarak değil onun olarak yazıyorum bu satırları. Ask kisiden kisiye değişkenlik gösteren bir kavram. Evet, bir kavram çünkü belirli bir tanımı yok. Onun olmak yada benim olması iste özgürlük bu. Nasıl mı? Ask acıların, hüznün, özlemin, bekleyişin, karamsarlığın ve kötü olan tüm duyguların arkasında saklı birşey. Bunlar insanı tutsak eder, sürekli bagimli gibi yasarsınız. Peki onun olmak nasıl bir özgürlük olacak! Evet özgürsünüz, onun olarak özgürsünüz.



Mr.Pad'imden gönderildi...

Viyana hava alanı

Viyana hava alanı
Hayatımın en güzel tatilini eşiyle yaşadıktan sonra artık evimize donüyoruz. Yaşadıklarımızı anlata bilmemiz için fotograflara bakmanız ve bizim gibi hayata umut ve mutluluklar bakabilmeyiz gerekiyor...
Onun yanında yaptıgım tüm çalısmalar, fotograf çekmek ve cevreyi gözlemlemek ayrı bir tad iceriyor...
Eşim ile aldığım her nefes bana can oluyor...
Onu çok seviyorum ve onun da beni sevdiğini biliyorum...


Mr.Pad'imden gönderildi...