Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Atlas

Resim
Atlas'ın dünyanın ucunda (batıda) yerle göğü ayıran sütunları tutuğu konusuna gelince, eski inançlardaki birçok mitolojilere göre, yaratılışta yer ve gök ayrılmıştı. Tufanda gök yere inmişti. Tevrat'ta bu konuda şöyle yazar, "Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı...Ve Allah dedi: Suların ortasında kubbe olsun, ve suları sulardan ayırsın. Ve Allah kubbeyi yaptı altında olan suları, kubbe üzerinde olan sularda ayırdı; ve böyle oldu. Ve Allah kubbeye Gök dedi" (31).
Atlas bir Titan'dı. Titanlar, Gök tanrısı Üranus ve toprak tanrıçası Gaia'nın birleşmesinden gelen yarı tanrı melez ve dev bir ırktı. Onlar merkezleri olan Othrys dağından Olympus dağındaki tanrılara karşı savaş açtılar ve yenildiler. Zeus onların her birine bir ceza vermişti. Titan Prometheus insanlara ateş yakmaya öğrettiği için (ışık getirdiği için), cezası Kafkas dağlarında ebediyen karaciğerinin kartallar tarafından parçalanıp yenilmesiydi. Diğer Titanlar yer altında Tartaros'e mahkum ol…

where am I ?

Resim
sadece o bana nerede olduğumu söylüyor... hiç uzaklaştırıldığınızı hissettiniz mi? nerelere gönderildiğinizi! yada siz gitmişsinizdir, size nereden gittiğinizi hatırlatmamışlardır! evet her yerde olmak istersiniz, orada onun yanında, burada bunun yanında yada şurada şunun yanında... ne fark eder ki aslında siz hiçbir yerdesiniz... ne kadar çabalasanız da oyuna girmeye bir kere yedek kalmışsınızdır artık hiçbir şekilde asıl takıma eklenemezsiniz. ne kadar çalışırsanız çalışın, ne kadar uğraşırsanız uğraşın... sizden bir bok olmaz çünkü... kimsin ki sen! daha sen bile bilmiyorsun kendinin ne olduğunu, karşındakiler mi bilsin. bak karşındakiler kelimesi girdi işin içine... yani sen onlardan değilsin, karşı tarafta olansın... takımın parçası olmayansın... bir tek o bana nerede olduğumu söylüyor, bir tek o bana geçmişim, şu anım ve geleceğimi gösteriyo... ne kadar yol aldığımı ve ne kadar daha yolun sonuna kaldığını... evet bu kitap bittikten sonra nerede olacağım...

venedik

Resim
Suların arasında sokaklar, küçücük köprüler, daracık sokaklar, zamanına göre bence oldukça yüksek binalar, öyle ki dibine güneş gelmiyor...






Şehrin içinde kıvrılan, gondolların gezinti yaptığı kanalın derinliği 1.5 metre ancak, doğal olarak merak edilen şu: O kocaman binalar bu kadar suyun içinde nasıl dimdik yüzyıllara meydan okumuşlar? Tüm binaların altında özel bir ağaçtan yapılmış kazıklar varmış. Dibi çamur malum. Suyun rengide bir farklı... Yani evlerin temeli kazıklardan oluşuyor. Santa Maria Della Salute isimli beyaz bir inci gibi parlayan karşı adadaki kilisenin altında 1 milyon kazık varmış. UNESCO tarafından da korumaya alınmış. Bunca yüzyıl o kocaman binaların yüküne nasıl dayanmışlar hala hayret edilesi bir gerçek.





Yüzlerce parça adacıktan oluşan Venedik birbirine küçük köprüler ile kenetlenmiş. Şöyle kuşbakışı canlandırsanız gözünüzde, sanki birbirine bağlanmış yamalar gibi görünebilir aslında. Ulaşımı son gittiğimde yürüyerek yaptık San Marco meydanına kadar. bu sürede ben…

Ara Güler' demiş...

Resim
Ne zaman fotoğraf ile ilgili bir şeyler görsem önce Ara Güler'in adı gelir aklıma belkide son günlerde onun yazdığı öykü kitabını okuduğumdan ;) , ardından da O'nun ile ilgili bir olay gelir. Ki bunu da ÜLKÜ TAMER'in bir yazısında okumuştum... direk yazıyı paylaşıyorum sizinle...

1980'lerin başıydı. Yayınevi yöneticiliği yaptığım dönem... Günün birinde Ara heyecanla daldı odama.
"Ülkü," dedi, "bir kitap hazırladım. Fotoğraf albümü. Hemen bas. Bir milyon satacağız."
"Sen çıldırdın mı?" dedim. "Gazeteler bile bir milyon satmıyor."
Ara hemen yanıtı yapıştırdı:
"O zaman beş bin garanti."

***
Kitabı bin beş yüz bastık. Yayıncılık yıllarımda bana en büyük kıvanç veren kitaplardan biri oldu.
Bir gün yine heyecanla geldi. Bu kere burnundan soluyordu.
"Hayrola?" dedim.
"Ne adamlar var!.. Bana soruyorlar. 'Sen ne marka makineyle fotoğraf çekersin?' diye. Fotoğraf makineyle mi çekilir! Şimdi en iyi, en gelişmiş…